Giderek yalnızlaşıyoruz. İşte bu konuda yapılmış psikolojik çalışmalardan öğrendiklerimiz.

Yalnız olmak ve kendini yalnız hissetmek 

Unutmayın yalnız olmak ve kendini yalnız hissetmek aynı şeyler değiller. Hastanede yatan hastaları düşünün. Bir çoğunun oda arkadaşları ve refakatçıları bulunur. Gün boyunca sağlık personeliyle iletişim halindedirler. Ama bir çoğu buna rağmen kendisini yalnız hisseder.
Yalnızlık hissi yalnız olduğumuzda değil,
Tercih ettiğimiz kişiden ayrıldığımızda hissettiğimiz duygudur.
Diğer önemli bir örnekte yeni doğum yapmış annelerin yaşamış olduğu yalnızlık duygusu. Sürekli kucağında bir bebekle gezen annelerin yalnızlık çekebilecekleri ihtimali bir çok insanın aklına bile gelmez. Oysaki bir çoğu görünmeyen bir yalnızlık içindedir. Annelerin sosyalleşmelerini sağlayacak olan imkanların oluşturulması gerekiyor. Örneğin; eşlerin ve diğer yakınların bebeğe göz kulak olmaları gibi.
Engin Gençtan (1983) İnsan Olmak kitabında farklı yalnızlık çeşitlerinden bahsetmektedir.
  1. Tek başına yaşayan insanlar yalnızlık hissedebilir
  2. Kendi toplum grubuna yabancılaşarak yalnızlaşma
  3. Çevre tarafından dışlanma nedeniyle yalnızlaşma
  4. Bir insanın çevresiyle ilişkilerini en aza indirerek kendi seçimi ile yalnızlaşması
  5. Gerçek yalnızlık. İnsanın kendisini anlaşılmamış ve kimsesiz hissetmesi
  6. Geçici yalnızlık. Bireyin kendi seçimiyle çoğunlukla yapıcı ve yaratıcı sonuçlar doğuran yalnızlık.

Yalnız kalmanın ne zaman yaratıcılık kazandırdığı, ne zaman psikolojik rahatsızlıklar yaşanmasına sebep olacağını kestirmek oldukça güçtür.

Giderek yalnızlaşıyoruz

Farklı çalışmalara baktığınızda ortalama %25-48 oranında yalnız birey yaşamaktadır. Boylamsal çalışmalar arasından erişebildiğim en uzun soluklu  araştırma olan Michigan Üniversitesine ait Sağlık ve Emeklilik “Health and Retirement” çalışmasına göre toplumda kendini yalnız hisseden bireylerin oranı %27’e ulaşmış durumda.

Yalnızlıkta yalnız değilsiniz.

Son 20 yılda ortalama yalnızlık oranı %3-7 oranında artış gösteriyor.

Yalnızlıkla baş etmek neden zor?

Bir çok insanı yalnız kaldıklarında büyük bir boşluk duygusu kaplar. Farklı aktivitelerle meşgul olmak yalnızca başkalarının yanındayken mutluluk verir. Kendi başlarınayken ne yapacaklarını çoğu zaman bilemezler. Ya da yapacak motivasyon bulamazlar.

Yalnızken kendimize odaklanırız. Dışarıdan geri bildirim gelmeden içimizde bir düzen sağlamamız oldukça güç olur. Giderek düşüncelerimiz daha karmaşık hale gelir. Örneğin; yalnız başına kalan bir ergen şu soruları sormaya başlar kendisine. “Acaba arkadaşlarım şu anda neler yapıyorlar? Sivilcem mi çıkıyor şurada? Okulda tartıştığım tiplerle başım belaya girecek mi?”

Başkalarından geribildirim almadan yaşarsak zamanla gerçeklik olgumuzu yitirmeye başlarınız. Kendi duygularımızıda anlamlandırmakta güçlük çekeriz. Ötekiden gelen geribildirim olmadan özbildirimimizde körelmeye başlar (Sayar, 2014)

Yalnızlık– Sonuçları

  • Yalnızlık bağışıklık sistemini zayıflatır. Böylelikle birey daha kolay hastalanır. Kişi ayrıca var olan fiziksel hastalıklarıyla baş etmekte güçlük yaşar.
  • Yalnızlığın obeziteden daha tehlikeli olduğu düşünülüyor. Sağlık üzerinde sigara kullanmak kadar olumsuz etki yarattığı iddia ediliyor.
  • Yalnız insanlar giderek daha da fazla yalnızlaşıyor. Zamanla yalnız bireyler insanların yüzlerini daha tehditkar görüyorlar. İnsanlara karşı olan çekinceleri artıyor.
  • Yalnız insanlar psikolojik açıdan oldukça önemli olan sosyal destekten mahrum kalabilirler.
  • Yoğun yalnızlık hisleri yaşayanlar adeta felç olmuş gibi aşırı bir umutsuzluk, kaygı ve gerginlik yaşayabilirler.

Yalnızlık, yaşamda bir an,
Hep yeniden başlayan..
Dışından anlaşılmaz.

Ya da kocaman bir yalan,
Kovdukça kovalayan..
Paylaşılmaz.

Bir düşün’de beni sana ayıran
Yalnızlık paylaşılmaz
Paylaşılsa yalnızlık olmaz.

Özdemir Asaf

İnternet ve yalnızlık

Bir çoğumuz e-postalarımızı ve facebook mesajlarını okurken önümüzde ki dijital verilerin gerçek bir iletişim olmadığının farkındayızdır.

Kimileri ise interneti bir varış noktası olarak değil yol olarak kullanır. Internet üzerinde tanıştıkları insanlarla gerçek hayatta buluşurlar.

Peki ya interneti sosyal ilişkiler açısından varış noktası olarak kullananlar. Otantik olmayan kişilikleri ile kendilerini daha fazla kabul görmüş hissedebilirler. Fakat yalnızlık hisleri büyük ihtimalle geçmeyecektir.

Çok büyük bir yalnızlık içinde olanlar açlık çekenler gibidir. Çok acıkınca sert ya da normalde hiç yemek istemeyeceğiniz bir şeyi yiyebilirsiniz. Kronik yalnızlık çekenlerde normalde ilişki kurmak istemeyecekleri kişilerle iletişimde kalabilirler.

Benzer şekilde aşırı yemek yeme, alış veriş yapma, film seyretme, amaçsızca alış veriş merkezlerinde vitrinleri seyretme gibi savunma mekanizmalarını kullanabilir bireyler.

Yalnızlık ve varoluşsal korkular

Yaşlılarda kronik yalnızlık bir süre sonra varoluşsal bir korkuyu beraberinde getirir. Yalnız başına ölmek ve evde günler sonra kokuşmuş bir halde bulunma korkusu. Bu korkuyla kolaylıkla baş edilebilir. Düzenli olarak onları kontrol edecek birileri bulunabilir. Ama bu temel problemleri gidermeye yeterli olmaz.

Yalnızlık ve bencilleşme

Yalnız bireylerin özellikle de çocuğa sahip olmayanların giderek bencilleştiği düşünülür. Bencilleşme kendi çıkarlarını düşünmek, kendini korumaya almakla ilgilidir. Oysa ki bir çok yalnız insanla iletişim kurmak istediğiniz zaman büyük bir iletişim açlığı içerisinde sel olup üzerinize yağarlar. Onlara karşı set kurmakta çok güçlük çekersiniz.

Yalnızlık ve televizyon alışkanlığı

Yalnız kaldıklarında bir çok bireyin kafasında olmadık düşünceler, kaygılar oluşmaya başlayabilir. Düşünceleri giderek karmaşıklaşır. Bu durumda televizyon seyretmek bir nebze rahatlama sağlar. Zira tanıdık yüzler, reklamlar insana rahatlatıcı bir nesne sunar. Kişinin oldukça ilgisini çeken bir program olmadığı müddetçe televizyon izlerken hafif düzeyde depresif olabilmekteler. Buna karşın yalnızken rahatlatıcı etkiside görülebilmektedir.

Yalnızlık – Yapılan hatalar

  • Pes etmek. Yalnız bireylerin en büyük hatalarından birisi işe yaramayacak çözüm önerilerinin peşine takılarak boşa enerji harcamaları. Bunun sonucunda da “bak işe yaramıyor, ben değersiz bir insanım” diyerek büsbütün geri çekilmeleri. Böylelikle yenilgiyi kabul ederler.
  • Sosyal destek ile sosyal ilişkiyi karıştırmak. Elbette sosyal ilişkiler nihayetinde bireye sosyal destek sağlar. Ama yardıma ihtiyaç duymak tek taraflı bir ilişkidir. Sadece başkalarından destek almak sizi iyi hissettirmeye yetmez. Oysa ki gidip başkalarına yardımcı olursanız kendinizi daha iyi hissetmeye başlayabilirsiniz.
  • Sosyal kabiliyetleri güçlü olanlar da yalnızlık çekebilirler. Sosyal zeka düzeyleri düşük olan bireylerin yalnız kalma ihtimali elbette yüksektir. Fakat bir çok başarılı insan da yalnız kalır. Özellikle tanınmış kişilerle bir çok kişi arkadaş olmak ister. Fakat onlar kendileriyle sosyal ve maddi menfaatler nedeniyle arkadaşlık kurmak istediklerini düşünürler başkalarının. Bu nedenle kendilerini yalnızlık içinde bulabilirler.
  • Fazla tedbirli davranmak. Arkadaşlık konusunda tedbirli olmak bireyi yalnızlaştırabilir. Güvenli ve zehirli yiyecekler arasında ayrım yapmak gibidir bu. Düşman olduğum kişi dost canlısı ise bir şey kaybetmem. Ama ya dost bildiğim düşmansa. Bu tarz düşünme biçimleri bizim insanlar hakkında negatif beklentiler içine girmemize sebep oluyor. Sayısız psikolojik araştırma bize negatif beklentilerimizin negatif sonuçlar doğurduğunu gösteriyor. Neyi bekliyorsak onu görüyoruz. Karşımızdakinin davranışlarını yanlış yorumlamaya başlarız, beklentimiz eğer buysa.
  • Düşünülenin aksine sosyal buluşma ortamları yaratmak işe yaramıyor. Hatta bireylere sosyal kabiliyetler kazanabilecekleri programlar sunmak dahi kayda değer sonuçlar vermiyor.

İlginizi çekebilir: Sosyal zeka nedir?

Yalnızlıktan kurtulmak için yapılabilecekler

  • İyimser kalmaya çalışın. En iyisinin olacağını düşünün.
  • Kendinizi sosyal olarak açmaya çalışın. Bunu güvenli bir şekilde yapın.
  • Benzer ilgileri olan kişilerin olduğu gruplara katılmaya çalışın.
  • Bir plan yapın.
  • Bir çok insanın sizi sevmeyeceğini, sevmesinin gerekmediğini kabullenin.
  • Yalnızlık yaşayan bireyler bunu kendilerine itiraf edemiyor olabilirler. “Nasılsa yalnız ölmeyecek miyiz” diyen bir çok insan aslında yalnızlıktan ölüyordur.