Vaka örneği 1 – Pandomim sanatçısından korkan kadın

İlk psikoterapi seansında psikoterapist danışanının önüne farklı fotoğraflar koyar. Bunların arasından yüzü boyalı bir pandomim sanatçısının fotoğrafı danışanı kedere boğar.

Danışan barda çalışan fotoğraftaki kadının yalnızlık ve umutsuzluk içinde olduğunu düşünmektedir. Nedeni uzakdoğu asıllı olan danışana çocukluğunda köylerinde toz duman içinde kalmış olan çocuk görüntülerini hatırlatmasıdır. Özellikle de fotoğraftaki kadının elinde bulunan sigara danışana savaş süresince gördüğü askerleri hatırlatır.

Terapistle birlikte yaptığı görüşmede benzeri anımsatmaların hayatındaki rolünü konu alırlar. Cadılar günü bayramında çocuklarının maske takmasına karşı oluşunu hatırlar. Korkuları nedeniyle birçok kereler çocuklarını kısıtladığının farkına varır.

İlginizi çekebilir: FotoTerapi nedir?

Vaka 2 – Kediye sarılan çocuk

Yeni evli olan bir çift evliliklerinde kadının mutsuz oluşu nedeniyle evlilik terapisine başvururlar. Tek çocuk olan koca bağımsızlığa alışkındır. Yeni işi ve eşinin beklentilerini karşılayamamaktadır.

Psikoterapist psikoterapi sürecinde ortaya dört beş tane fotoğraf koyar. Çifte fotoğrafları incelemeleri için vakit verir.

Psikoterapist:Fotoğraflar arasında en çok hangisi ilginizi çekti?

Kadın danışan:En çok bu çocuğun kucağındaki kediye sarıldığı fotoğraf hoşuma gitti. Ne kadar da mutlu görünüyorlar. Çok tatlılar. Çok güzel bir sarılma. Sıcacık.

Erkek danışan:Neresi güzel o fotoğrafın. Aman Allahım, resmen boğuyor kediyi. Nefes bile alamıyor hayvancağız. Bu tam bir boğma ne sevgisi. Birazcık elini genişletse bir an durmaz kaçar o kedi. Kediler böyle mi alıştırılır? Nerede görülmüş bu? Kedinin kendisinin gelmesini beklemen gerekiyor… [Kadın danışan büyük bir şaşkınlık içinde dinler.]

Bu metaforu psikoterapist çiftin ilişkisi için kullanır. Kocasının gelişini her akşam sabırsızlıkla bekleyen kadın gelir gelmez ilgi göstermektedir ona. O ise işten eve geçiş sürecinde bir süre yalnız kalmaya ihtiyaç duymaktadır. Terapi sürecinde gözden geçirilir bu durum. Kadın kocasını her gün eve geldiğinde yarım saat yalnız bırakma sözü verir bu durum kendisi için çok anlamsız görünse de.

Vaka 3 – Kırık pencereli ev

Psikoterapist orta yaşlarda olan kadın danışanına onlarca fotoğraf sunar. Fotoğraflar arasından kendisini sembolize eden bir fotoğraf seçmesini isterKırık pencereleri olan harap bir evi seçer danışan.

Danışan: Bu kesinlikle benim. Dışım dökülmüş. Boyalarım soyulmuş. Bazı pencerelerim kırık. Beni önceleri koruyan pencerelerin kırılmış olduğu görmek çok üzücü. Eskisi kadar rüzgardan korunaklı değilim artık. Bana baktığınız zaman bu harap dışımı görüyorsunuz. İnsanların içimi görmesini açık pencereler sağlıyordu. Şimdi ise kırık camları açmak imkansız. Bu camları yıkmak, ortadan kaldırmak istiyorum. 

Psikoterapist danışana fotoğrafın bir fotokopisini verir. Fotoğraftaki pencereleri keserek çıkarır. Danışana bu pencerelerin içinden nelerin göründüğünü anlatan bir kolaj çalışması yapmasını ister. Danışan fotoğrafla birlikte eve giderek farklı film kareleri ile tamamlar camlarda kalan boşlukları. Daha sonra yatak odasına asar. Her gün gördüğü bu fotoğraf kolajı hakkında düşünür.

Danışan fotoğrafın hikayesini eşiyle paylaşınca, eşi de farklı eklemelerde bulunur. Kocası fotoğraf kolajı üzerinde eşinin kendisi için ne anlama geldiğini gösterir. Böylelikle ilişkileri üzerine farklı açılardan konuşmaya başlarlar.

İlginizi çekebilir: Psikoterapi sürecinde kolaj çalışmaları

Vaka 4  Ve kazanını açıklıyorum ANNE

36 yaşındaki kadın danışan terapistine iş yerinde yükselme teklifi aldığını söyler. Bir yandan çok mutlu olmasına karşın diğer yandan korkuya kapılmaktadır. Terapist danışanından kendisini iki farklı şekilde fotoğraflamasını ister: 1) Şu anki iş yerinde kendisini temsil eden bir fotoğraf; 2) Yeni teklif aldığı iş konumundaki danışanı temsilen bir fotoğraf.

Bir sonraki seansa iki fotoğrafla gelen danışan şimdiki halini fotoğraflamakta hiç zorlanmadığını ifade eder. Zira şimdi olduğu gibidir. Fakat iş teklifi aldığı konumla ilgili fotoğraf çekmeye sıra geldiğinde sürekli ertelemiş ve güçlük yaşamıştır.

Şimdiki halini gösteren fotoğrafta rahat kıyafetler, t-shirt ve yine rahat görünen ayakkabıları vardır. Yeni işinde ise elbise, uzun topuklar, makyaj, takı bulunmaktadır. Danışan işyerinin kendisinden beklentisini karşıladığını düşünmüştür. Fakat aslında iş yeri ondan böyle bir şey talep etmemiştir. İki fotoğraf arasındaki farkları inceledikçe aslında yeni görüntüsünü beğendiğini itiraf eder.

Bu tarz giyinmeye karşı geliştirdiği direnç daha eskilere dayanmaktadır. 5 erkek kardeşe sahip olan danışan ailenin tek kızıdır. Annesi ona sürekli cicili bicili elbiseler giydirmiştir. Uzun süre bu kıyafetleri giyen danışan evinden ayrılarak kendi ayakları üzerinde durduğunda bağımsızlığını ilan ederek istediği gibi giyinmeye başlamıştır. Şimdi iş için annesinin ondan beklentilerine uygun olarak giyinmek sanki annesine zafer kazandırmış gibi hissettirmektedir.

Vaka 5  Fotoğraflarımda çiftlere yer yok

Boşanma sürecinde olan danışan fotoğraf çekmeyi de sevmektedir. Çektiği resimlerden bir kısmı terapi sürecinde incelenir. Son iki yılda çekmiş olduğu hiçbir resimde çiftlerin olmadığının farkına varır. Kendi evliliğiyle ilgili şüphelerini fark etmesi ise çok daha yenilere dayanmaktadır.

İlginizi çekebilir: Psikoterapi sürecinde fotoğraflarla 10 farklı uygulama

Vaka 6 – Ağaç anne

Psikoterapist orta yaşlarda kadın danışana birçok fotoğraf arasından kendisini sembolize edebilecek olan bir tanesi seçmesini ister. Danışan üzerinde geniş dalları olan bir ağaç fotoğrafı seçer. Ağacın dallarına kuşlar konmaktadır çocuklarını sembolize eden. Kuşlar gidip gelir, ağaç sabittir. Psikoterapist ağacın bulunduğu yerden memnun olup olmadığı ile ilgili sorular sorar.

Diğer ilginç vaka analizleri

Kaynaklar

Weiser, J. (1999). Phototherapy techniques: Exploring the secrets of personal snapshots and family albums. Vancouver, BC: PhotoTherapy Centre.

PhotoTherapy Center

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Lütfen buraya adınızı yazın.