Hümanist yaklaşıma bağlı olan hümanist terapileri tartışmadan önce hümanizm entellektüel akımını ve hümanist psikolojiyi kısaca hatırlamakta fayda var.

Hümanizm nedir? Hümanist yaklaşım nedir? 

İnsancılık, beşeriyetçilik, insan odaklılık ve insan-merkezcilikte denir. Tanrı merkezci olmama anlamına da gelir. İnsan temelli bir etik anlayışını benimser. 

Hümanizm tüm insanlığın faydasına olacak olan, herkesin ilerlemesine katkıda bulunacak yeni bilimsel fikirlerin uygulanmasına adanmış neşeli bir felsefedir.

Kadınlar ve erkekler, siyahlar ve beyazlar ve Dünya’da yaşayan tüm insanlardan bahsettiğimizde hümanizmden bahsediyoruz. – Gloria Steinem

Amerikan Hümanist Derneğinin (American Humanist Associationhümanizm nedir sorusuna verdiği cevap şu. Hümanizm ilerici bir yaşam biçimidir. Doğaüstü güçlerin dışında, insanlığın daha iyi olmasına katkıda bulanabilme kabiliyet ve sorumluluğumuz olduğunu savunur.

Sevginin karşıtı nefret değil, kayıtsızlıktır. – Rollo May

Hümanist yaklaşım mantık ve ortak insanlık anlayışına dayanır. Ahlak değerlerinin insan doğasına ve deneyimlerine uygun olduğunu vurgular. – The Bristol Humanist Group

Hümanist yaklaşım amacını ilahi ya da ideolojik kavramlardan ziyade insanın ihtiyaçlarına dayandırır. İnsanın kendi kaderi için sorumluluğu eline alması gerektiğine inanır. – The Humanist Magazin

Kadınlar ve erkekler, siyahlar ve beyazlar ve Dünya’da yaşayan tüm insanlardan bahsettiğimizde hümanizmden bahsediyoruz. – Gloria Steinem

Hümanizm’in ilkeleri

Hümanizm her insanın değerli ve onurlu olduğuna vurgu yapar. Bireysel özgürlüklerin artırılmasını ve sosyal sorumluluk alınmasını savunur. Sosyal adalet, katılımcı demokrasi ve açık bir toplumun oluşması için çaba sarfeder. Merhamet duygularından beslenir. Bu açıdan bakınca insanların büyük bir çoğunluğunun hümanist olduğunu düşünebilirsiniz. Fakat günümüzde modern hümanistler denilince akla başka şeyler gelmektedir.

Hümanizm ve bilim

Hümanizm bilime ve sanata vurgu yapar. Dünya hakkındaki bilgilerimiz gözleme, deneye ve mantıksal analize dayanmalıdır. Hümanist yaklaşım problemleri çözmek ve ilerlemek için en iyi metodun bilim olduğuna inanır.

Hiç bir düşünce mantıksal bir süzgeçten geçirilmeden kabul edilmemelidir. Bu açıdan seküler bir bakış açısına sahiptir.

Bireyin sanat, iç deneyimleri ve düşünceleriyle bilimden uzaklaşmasının da bir değeri olduğunun farkındadır hümanizm. Fakat bunların da kritik bir süzgeçten geçirilmesi gerektiğini söyler.

Hümanizm ve doğa

İnsanlar doğanın bir parçasıdır. Hümanizm doğayı olduğu gibi kabul eder. Hayatımızı olduğu gibi kabul etmemiz gerektiğini ve olmasını istediğimiz şekliyle, olduğu hali arasındaki farkı ayırmamız gerektiğini söyler. Sadece insanlığın mutluluğunu değil, doğanın ve tüm varlıkların iyilik halini de önemser.

Hümanizm ve ahlak

Hümanistler doğru ve yanlışın varlığına inanırlar. Kanunların, kuralların olması gerektiğini reddetmiyorlar.

Hümanist ahlak anlayışı otonomdur. Dini metinlere ya da doktrinlere dayanmaz. Örneğin; bir hümanist kürtaja karşı olabilir, ama bu fikri Tanrı istediği için desteklemez. Ahlaki değerler insanlığın kalkınması içindir. Elbette insanların dışındaki varlıkları da göz önünde bulundurur. Hümanist ahlak anlayışı mantığa dayanır.

Hümanizm ve ahlak konusunda şu sorular belirgin olarak ortaya çıkmaktadır.

Tanrı olmadan da iyilik olabilir mi?

Hümanistler ahlaki değerlere inanırlar. Etik değerler ortaya konulurken insanların bu dünyadaki gelişimlerine uygunluğun aranması gerektiğini söylerler. Kendilerine yöneltilen Tanrı olmadan nasıl ahlaki değerler olabilir itirazlarını şiddetle reddederler.

Hümanistler ahlaki otonomluğumuza vurgu yaparlar. Dışarıdan (örneğin; din, politika) elimize hazır olarak verilen ahlaki öğretileri kabul etmeyip kendi ahlaki kriterlerimizi belirleme sorumluluğumuz olduğunu söylerler.

Hümanistler Tanrı olmadan da iyiliğin olabileceğini savunurlar. Şu görüşü ortaya atarlar. “Bir şey Tanrı yanlış bulduğu için mi ahlaki açıdan yanlış? Yoksa yanlış olduğu için mi Tanrı doğru bulmuyor?” Bu sorunun cevabı bir çok Tanrı inancı olan bireylere göre bir şey Tanrı hoş görmediği için kötüdür.

Hümanizm şu şekilde eleştirilmiştir. Biz insanlar ahlaki öğretileri bulmakta aciziz. Bizim ortaya koyacağımız ilkeler ancak keyfi olabilir. Ayrıca her bireyin bakış açısı farklı olacaktır. Örneğin; bilgi elde edebilmek için işkencenin kullanılması da doğru bulacak bireyler çıkacaktır.

Peki Tanrı ve din olmadan neyin iyi olup olmadığını nereden bilirler?

Hümanistlere göre özgürce düşünmeli ve kendi ahlaki kurallarımızı oluşturmalıyız. Her bireyin bu konuda sorumluluk sahibi olduğuna inanıyorlar. Bu sorumluluğun başkasına Tanrıya ya da dine bırakılmaması gerektiğini savunuyorlar.

Tanrı olmadan da bireyler iyinin peşinden koşmaya motive olabilir mi?

Din kadar kişisel felsefe, mantık, merhamet gibi bir çok faktörün de bireyin iyiye yönelmesinde etkili olabileceğini savunurlar.

Hümanistler hangi ahlaki görüşlere sahipler?

Hümanistlerin söz gelimi kürtaj, eşcinsel evlilikleri, ötenezya gibi konularda ortak bir görüşleri bulunmuyor. Örneğin; kimi hümanistler etik konusunda Aristotles’in erdemlerinden ilham alırken diğerleri Kant’ı model olarak alıyorlar.

Bu konuda hümanistler genellikle faydacı olmakla suçlanıyorlar. Zira mutluluk ve ızdırap gibi yapılanların sonuçlarını önemsiyorlar.

Hümanizm ve sosyal sorumluluk

Birey doyuma insanlık idealleri için çaba sarf ederek ulaşır. Hümanizm zengin insan kültürüne dayanır. İnsan doğası gereği sosyal bir tabiattadır. Yaşamın anlamını ilişkiler içinde bulabilir.

Hümanizm insanların acımasızlıktan uzak bir biçimde, karşılıklı özen ve ilgi ile problemlerini çözebilmelerini arzular.

İnsanlar aralarında dayanışma kurarak hayatlarını zenginleştirebilir, umut, barış, adalet ve herkes için eşit fırsatlar sunulabilirler.

Tüm toplumun faydası için çalışmak bireyin mutluluk düzeyini artırır. İlerlemiş toplumlarda insanlar sadece hayatta kalabilmek için çaba sarfetmekten öteye gider, toplumun ilerlemesi için çalışırlar.

Çoğulculuğu savunur hümanist yaklaşım. Bireyin demokratik süreci, doğayı, çoğulculuğu ve güzelliği seküler bir şekilde koruması gerektiğine inanır.

Hümanizm ve insanın kendini gerçekleştirmesi

Hümanizm insanların potansiyellerinin tamamına ulaşmalarını ve kişisel olarak büyüme gerçekleştirmelerini merkezine alır. İnsanların yaşamlarında neyi başaramadıklarına değil, neleri başardıklarına odaklanır. Bu açıdan oldukça optimist / iyimser bir bakış açısına sahiptir.

Hümanizm ve din

Hümanizmin temelinde iki temel inanç yatar. Bireyselcilik ve sekülerizm. Hümanizm’e Hristiyanlık içerisinde yer arayan hümanistler şu görüşü savunuyorlar. “Tanrı bize her şeye muktedir olma potansiyeli verdi.”

Hümanistlerin büyük bir kesimi ateist ya da en azından agnostiktir. Tanrının ya da tanrıların varlığı konusunda şüphecidirler.

Benzer şekilde ölümden sonra başka bir hayatın olduğuna ya da reenkarnasyona inanmazlar. Hümanistler bu dünyanın yaşanılacak tek yaşam olduğuna inanırlar.

Hümanistler laiktir. Dine karşı açık, demokratik ve nötr bir pozisyonun alınması gerektiğini savunurlar. Hem dini hem de ateist görüşlerin özgürce ifade edilip tartışılabilmesi gerektiğini savunurlar.

Hümanizm ve eğitim

Hümanistler çocuklara okulda din derslerinin verilmesinden rahatsızlık duyarlar. Onlara göre eğer böyle bir ders olacaksa eşit şekilde farklı dinlerin, hümanizmin ve ateizmin de görüşleri çocuklara sunulmalı. Çocuklar kendileri seçmeli özgürce.

Felsefe dersleri verilmeli ve çocuklara kritik düşünme yetisi kazandırılmalıdır.

Hümanizm – Hayatın anlamı

Bir çok insanın hayatına din anlam katıyor. Din nasıl bir hayat sürmemiz konusunda bize yol çiziyor. Allah bizi yarattıysa bir amaç için olmalı diye düşünüyor. Bir çoklarına göre hayatın anlamı aşk. Peki Tanrı olmadan da hayatın anlamı olabilir mi?

Hümanistlere göre bu soruyu cevaplamadan önce anlamlı hayatın ne olduğu konusunda ortak bir görüşün olması gerekiyor.

Tanrı olmadan da yaşamın anlamlı olduğunu söylüyor hümanistler. Onlara göre Marie Curie, Pablo Picasso gibi insanlığa büyük katkılar sunmuş bireylerin yaşamları Tanrı tarafından kutsanmadan da anlamlıdır.

Hümanistler anlamlı bir yaşam sürme konusunda şu durumları sorgulamamız gerektiğini söylüyorlar.

  • Aristotles’e göre anlamlı bir yaşam erdemli bir yaşamdır. Peki bu görüşe göre “ahlaksız” yaşam süren bilim adamları, yazarlar ve sanatçıların yaşamları anlamsız mıydı?
  • Kendisine emredildiği için istemeyerek de olsa başkalarına yardım ederek bir yaşam süren insanın yaşamı iyilikler yaptığı için anlamlı mıdır?
  • Peki ya çok anlamlı yaşam sürdüğünü iddia eden bazı kimselerin yaşamları gerçekten anlamlı mıdır? Örneğin; Ku Klux Klan gibi nefret ve ırkçılık üzerine kurulu amaçlara kendilerini adayanlar.
  • Peki ya erdemli hedeflerin peşinde koşup başarısız olan insanlar. Ömrü boyunca madalya kazanmaya çalışıp yenilen bir atletin yaşamı anlamlı mıdır?
  • Hayatta birinin amaçlarının olması ile hayatının anlamlı olması aynı mıdır?
  • Anlamlı bir hayat yaşamış olduğumuzun taktiri kime ait?
  • Tanrı dediği için mi bir yaşam anlamlı oluyor? Yoksa anlamlı olduğu için mi Tanrı bu hayat anlamlı diyor?

Hümanizm’in kökenleri

En eski çağlardan beri insanlar “Tanrı var mı? “Hayatı anlamlı kılan nedir? gibi sorulara cevap aramışlardır. Hümanizm’in ortaya koyduğu değerlere antik Yunan, Hindu, Çin, Arap filozoflarda rastlanabilmektedir.

Confucius her ne kadar tanrıların ve cennetin varlığını sorgulamasa da geliştirdiği etik ve politik felsefe büyük ölçüde doğa üstü güçlere ya da tanrıya dayanmaz.

Antik Hindu yazılarda yaratıcının varlığını sorgulayan bölümler bulunmaktadır.

Hümanizm – Antik Yunan

Hümanizm için oldukça önemli olan demokrasinin geliştiği bir dönem oldu.

Fizoloflar mantığı kullanarak sistematik bir şekilde sosyal, ahlaki ve politik sorulara cevap aradılar. Bu arayış kimi filozofların tanrıları ve mitolojiyi reddetmesi ile sonuçlandı.

Hümanizm Antik Yunan filozoflarından özellikle Thales, Anaximander, Epicurus ve Anaximenes’den etkilenmiştir. Bu filozoflar mitolojik ve dini açıklamaları bir yana bırakıp gözlem ve mantığa dayanan kendi görüşlerini geliştirmeye çalışmışlardır.

Epicurus materyalistti. Yani evrenin gözle görülemeyen parça ve atomalardan oluşan maddelerden meydana geldiğini öne sürüyordu. İnsanların ebedi olan ve maddeden oluşmayan bir ruha sahip olmadıklarını savunmuştur.

Epicurus korkudan uzak insanların mutlu ve huzurlu yaşayabileceği bir yaşam biçiminin nasıl olması gerektiği üzerine yoğunlaşmıştır. Ölümden korkmaya gerek yoktur Epicurus’a göre. Tanrıların insanların yaşamlarıyla ilgilenmediğini, ne cezalandırıp ne de ödüllendirmediklerini söyler. Ölüm acısızdır.

Anaximander astronominin babası olarak bilinir. Mekanik bir model geliştirmiştir alemlerin nasıl işlediğiyle ilgili. Anaximander ayrıca kısmen fosillere dayanan insanların denizdeki yaratıklardan türediğine dair bir teori ortaya koymuştur.

Antik Yunan dönemi filozoflarından Hümanizm için önemli olan bir isim de agnostik olan Protagoras‘tır. Ahlak ve erdemler hakkında ortaya koyduğu ilkeler dini inançlara dayanmamaktadır.

Hümanizm – Antik Roma

Hümanizmin değerlerini farklı düzeylerde ortaya koyan Romalı filozofların başında Cicero ve Senaca gelir.

Cicero şüpheciydi. Tanrıların varlığını bilemeyeceğimizi öne sürmüştür. Etik değerlerin dinden bağımsız olması gerektiğini savunmuştur. Cicero’ya göre mantık ve felsefeye dayanan bir sorgulama yapılması gerekmektedir.

Seneca yaşamamız gereken yaşamın şu an olduğunu söylemiştir. Sıradan insanların dini doğru kabul ettiklerini, bilgelerin yanlış ve yöneticilerin kullanışlı bulduğunu söylemiştir.

Hümanizm – Orta Çağ

Orta Çağ Avrupası’na büyük ölçüde Hristiyanlık egemen olmuştur. Dini sorgulamanın bedeli şiddet olmuştur.

Arap dünyasında ise daha liberal bir entellektüel ortam vardı. Bu dönemin öne çıkan isimlerinden biri olan Ibn Rushd (Averroes) bugünkü İspanyada yer alan Cordobada yaşamıştır. Aristo’nun yazılarına yapmış olduğu yorumlarla tanınır. Hatta ünlü Hristiyan filozof Thomas Aquinas Aristo için “felsefeci” Ibn Rushd için ise “yorumcu” demiştir.  Avrupa’nın tekrar Aristo ile tanışmasını sağlamıştır. Ibn Rushd dini metinlerin Aristo gibi felsefecilerle çatışması durumunda dini metinlerin tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini dile getirmiştir. Görüşleri eleştirilerde almış olsa bilimin ve mantık çerçevesinde dini metinlerin eleştirilebileceği fikrinin tohumlarını ekmiştir.

Hümanizm – Rönesans

14. yüzyıldan 17. yüzyılın başlarına dek uzanan Rönesans dönemi hümanizmin geliştiği dönemdir. Antik Yunan ve Roma eserleri tekrar gün yüzüne çıkarılmıştır.

Hümanizmin öncüleri arasında şu isimler yer alır. Petrarch, Lorenza Valla, Marsilio Ficino, Pico della Mirandola.

Rönesans döneminde Hümanizm’in gelişmesinde etkili olan faktörlerden bir kısmı şunlardır.

  • Kiliseden reform talepleri
  • İncil’in yerel dillere çevrilmesi
  • Modern bilimsel metodun geliştirilmesi. Özellikle Francis Bacon bunda etkili olmuştur.
  • Bilimsel içgörülerin bazılarının kilisenin öğretilerine uymaması. Örneğin; Galileo’nun dünyanın güneş etrafında dönüşünü savunması.
  • Antik Yunan ve Antik Roma dönemi eserlerin yeniden kazandırılması. Bu eserlerin batı dillerine çevrilmesi.

Hümanizm – Aydınlama Çağı

17. yüzyılın sonundan 18. yüzyılın sonuna dek uzanır. Orta çağdan sonra gelerek kuvvetli aristokratların ve kilisenin olduğu dönemde akıl ve mantığı ön plana çıkarmıştır. Aydınlama ile Tanrı değil insan merkeze alınmıştır.

Bu dönemin öncü hümanistleri arasında şunlar sıralanabilir. Diderot Encyclopaedia’nın yazarıdır. Bu eseriyle halkın ihtiyaç duyduğu bilgilere (örneğin; zanaatkarların kullandığı aletler) yer vermiştir. Ateist olan Diderot zamanına göre radikal, liberal ve şüpheci fikirler öne sürmüştür.

David Hume İskoç bir tarihçi ve filozoftu. Bir çok dini öngörüyü mantık süzgecinden geçirmiştir. Kullanılabildiği her yerde rasyonelliğin en iyi şekilde kullanılması gerektiğini iddia etmiştir. Fakat ,Hume rasyonelliğin sınırlarına dikkat çekmiştir. Şüpheciliğiyle tanınan Hume duygularımızın bizi düşüncelerimizden daha fazla etkilediğini ve davranışlarınızı motive ettiğini söylemiştir. Rasyonel argümanlarla insanların davranışını değiştirebilmenin güç olduğunu gözlemlemiştir. Hume’a göre iyi bir insan olabilmek için etik değerlerin çocuklara küçük yaşlardan itibaren öğretilebilmesi gerekmektedir. Dini eleştirmesine karşın Hume toplumda dini tolerans gösterilmesinin önemini savunmuştur.

Aydınlanma çağı entellektüelleri utopist olmakla suçlanmıştır. Akıl ve mantığı ön plana çıkararak barış, kalkınma ve huzur ortamının geleceğini ummayı safça bulurlar.

Hümanizm – 19. Yüzyıl

Bu dönemde Hümanizmin gelişmesine önemli katkılar sunan isimlerden biri Charles Darwindir. Her ne kadar Aydınlanma Çağı entellektüelleri türlerin Tanrı tarafından yaratılmış olması konusunda şüphelerini ortaya koymuşta olsalar, alternatif sunamamışlardır. Darwin bu anlamda tamamlayıcı olmuştur.

19. Yüzyılda dini metinlere karşı eleştiriler ortaya atılmıştır. Alman akademisyen David Strauss ve Julius Wellhausen İncil’deki mitolojik karakterleri ortaya çıkarmaya başlamıştır.

Friedrich Nietzsche Hristiyan Etiğininin yaşamı kısıtladığını, öfke ve kin gibi duygulardan ortaya çıktığını iddia etmiştir. Alman Karl Marx dinin afyon olduğunu söylemiştir.

İngiltere’de Jeremy Benthan ve John Stuart Mill etik ahlaki esaslara dayanan radikal bir etik teorisi ortaya koymuştur.

19. Yüzyılda bir çok yerde Etik Toplulukları (Ethical Socities) oluşturuldu. Açık tartışmalara izin veren bu kuruluşlara dini inançları olan bireylerde katıldılar. İngilterede 1896 yılında İngiltere Etik Toplulukları (The British Ethical Societies) adıyla bir araya geldiler. 1968 yılında adı İngiltere Hümanist Derneği (The British Humanist Association) olarak değiştirildi. Amerika’da ki Etik Toplulukları da 1952 yılında Uluslararası Hümanist ve Etik Topluluğunun (IHEU) oluşmasına öncülük etti.

Hümanizm – 20. Yüzyıl

20. Yüzyılın önde gelen Hümanist isimleri Bertrand Russell, Peter Singer gibi isimlerdir.

Din olmadan da etik değerlerin olabileceği görüşü yaygınlık kazandı. Ateist ve/veya Hümanist olmak daha açık bir şekilde ifade edilebilmeye başlandı.

Gelişen liberalizme karşın hümanizmin toplum tarafından yanlış kavrandığı iddia edilmektedir. Verilen çeşitli örneklerden bazıları şunlardır.

  • Toplumda ateistlere olan güvenin az oluşu.
  • Bir çok ebeveynin çocuğunun hümanist etik ilkelerine bağlı fakat Tanrı inancı olmayan biriyle evlenmesini arzu etmemesi.
  • Bir çok ülkede dini okulların daha fazla kaynağa sahip olması
  • Öğrencilerin farklı din ve hümanist görüşleri yeterince almaması. Çocuklara alternatifler sunularak özgür seçim yapma olanalarının sunulmaması.
  • Bir çok ülkede Hümanist görüşleri benimseyerek dinden uzaklaşmanın toplum tarafından dışlanmayla sonuçlanacağı.

Hümanistlere yöneltilen eleştiriler

  • Ütopist oldukları iddiası. Bilim ve mantık ile dünyaya barış ve mutluluk gelebileceğine inanıyorsunuz deniyor.
  • Faydacı oldukları iddiası. Amacınız mutluluk düzeyini maksimuma çıkarmak, acıları azaltmak.
  • Cevaplayamayacağınız sorular var. Bilim ve mantığın cevaplayamayacağı sorular var. Örneğin, nelerin ahlaki olup olmadığı, varoluşumuzun sebebi…
  • Akıl ve mantığın sınırları konusundaki görüşlerinin aşırı iyimser olduğu öne sürülmüştür.

Hümanizm eşittir ateizm diyebilir miyiz?

Hümanistler ateizmden öte olduklarını düşünüyorlar. Barış, özgürlük, hayata anlam katabilme gibi değerleri ön plana çıkarıyor olmalarına dayandırıyorlar bu görüşlerini.

Yazıda kullanılan kaynaklar

Stephen Law. “Humanism: A Very Short Introduction.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Lütfen buraya adınızı yazın.