Hümanist psikoloji yerine insancıl psikoloji de denilmektedir.

Hümanist psikoloji akımını tanımadan önce hümanizm entellektüel ve kültürel akımını hatırlamanızda yarar var.

Hümanist psikoloji nedir?

Hümanist psikoloji insanın biricikliğine inanan, psikolojide ve psikiyatride buna vurgu yapılması gerektiğini savunan bir akımdır. İnsanın belirli bir yönünü (davranışları, duyguları, bilinç dışını…) çalışmak yerine bütüncül olarak yaklaşır. Sadece dışarıdan gözlemlenebilen bireyin davranışlarına değil, davranışı gerçekleştiren kişinin bakışına da önem verilmesi gerektiğini savunur.

  • Hümanist psikoloji bilinç dışından ziyade bilinçli olanla ilgilenir.
  • Hümanist psikoloji insanın pozitif yanlarına vurgu yapar.

Hümanist psikoloji ondan çok daha önceleri ortaya çıkmış olan hümanizm akımına dayanmaktadır, her ne kadar farklılıkları olsa da.

Hümanizm denince iki farklı şey anlaşılmaktadır;

  1. Geniş anlamda kullanılan hümanizm terimi. İnsanın önemini ve saygınlığını öne çıkarır. İnsanları ekonomi ya da farklı güçler için araç olarak değil amaç olarak görmektir.
  2. Kültürel ve entellektüel bir akım olan, tanrı değil insan merkezli olan akım. Aklı ve bilimi ortaya çıkaran düşünce biçimi. Bu anlamda seküler hatta ateist bir akım düşünülür genellikle.

Hümanist psikoloji hümanizmle birçok değeri paylaşmaktadır. Fakat tamamiyle değil. Hümanist psikoloji insanı bütüncül olarak algılar ve buna manevi yönü de dahildir.

Hümanist psikoloji motivasyon ve kişilik gelişimi gibi psikoloji alanları dışında farklı psikoterapi metodlarına da (örn; birey merkezli terapi) uygulanmıştır. Ayrıca sosyal çalışanları, öğrenci odaklı eğitim gibi konseptlerle eğitim alanını da etkilemiştir.

Hümanist Psikolojinin çalıştığı konular


Hümanist Psikoloji – İlkeleri

  • Önemli olan teknikler değil ilişkidir.
  • İnsanlar özgündür. İnsanları önceden belirlenmiş kategorilere sokarak incelemek doğru değildir. İnsanlar biriciktir. Onları kalıplara, hastalık tanımlarına, şemalara… sokmamalıyız.
  • Hümanist psikoloji fenomenolojiktir. Fenomenolojik incelemeler kişinin birinci tekil şahısta dünyayı nasıl algıladığıyla ilgilenir. Bir insanı tanıyabilmek için onların kafasının içine girerek, dünyayı nasıl gördüklerini anlamaya çalışmamız gerektiğini söyler.
  • Hümanist psikoloji bütüncüldür (holism). Hümanist psikoloji bireyi yalnızca iç dinamiklerinin bütünü içinde değerlendirmez. Aynı zamanda yaşadığı sosyal çevre, dünya ve hatta evrenle olan ilişkisini de hesaba katar.
  • İnsanlar özgür iradeye sahiptir. İnsanlar hayatlarına anlam verebilirler. Verecekleri önemli kararlarla değişebilme potansiyeline sahiptirler. İnsanlar sorumluluk sahibidir. Özgür iradeye sahip olan insanların kendi yaşamlarına yön verme sorumluluğu bulunmaktadır.
  • İnsanlar amaçlarının peşinde koşar. İnsanı güdüleyen yalnızca bilinçaltlarında yatan dürtüler değil özgür iradeleriyle aldıkları kararlardır da.
  • İyimser bakış açısı. Tüm insanlar özünde iyidir ve pozitif gelişme potansiyelleri bulunur.
  • Büyüme güdüsü ile insanlar sürekli geliştirerek kendilerini gerçekleştirmeye çalışırlar.
  • İnsanlar anlam arayışı içindedirler. Hayatın anlamı bize toplumun, dinin ya da kültürün hazır olarak verdiklerinden ziyade kendi çabamızla bulduklarımız olmalıdır.

HÜMANİST PSİKOLOJİ – ÖNCÜLERİ

Hümanist psikolojinin kuruluşunda öncülük yapan isimlerden bazıları şunlardır.

  • Rollo May
  • Abraham Maslow
  • Carl Rogers
  • Virginia Satir
  • Clark Moustakas
  • Carl Whitaker
  • Erich Fromm

Hümanist psikolojinin kullandığı araştırma metodları

Psikolojinin amaçlarından bir tanesi de insan davranışlarını tahmin edilebilir kılmaktır. İstatistiki olarak belirli bir grupta yer alan insanların öngörülebilir davranışları gerçekleştirme ihtimallerinin farklı prensiplere göre daha yüksek olduğunu saptar. Örneğin; bilimsel araştırmalar kadınların daha affedici olma eğiliminde olduğunu göstermiştir. Ergen bireylerin daha az mutlu olduğunu ve yaşla birlikte mutluluk düzeyinin artış gösterme eğiliminde olduğu gözlemlenmiştir. Bu şekilde risk grupları ve faktörleri belirlenebilir.

Hümanist psikolojiye göre hepimiz evrende saygın, eşi benzeri olmayan, taklit edilemez, değerli varlıklarız.

Bu bakış açısı bilimsel metodla ters düşmektedir. Hümanist psikolojiye göre başarılı bir terapi ya da gelişim süreci geçirilirse bireyin yaratıcılık düzeyi artar, daha esnek, dolayısıyla daha az tahmin edilebilir olur. Oysaki reklam endüstrisinden tutun bir çok alanda insan davranışları tahmin edilebilir ve kontrol edilebilir hale getirilmeye çalışılmaktadır.

Hümanist psikolojinin amacı bireylerin davranışlarını tahmin edilebilmek ya da kontrol edebilmek değildir.

Yapılan kontrollü deneylerin insan deneyimlerinden uzaklaştırdığını, insanın zengin deneyimlerini yansıtamadığını iddia etmişlerdir.

Hümanist psikolojiye göre bilimsel metodlar insanı anlamamıza yetmiyorsa, o halde bilim insanı anlamaya uygun şekilde metodlarını değiştirmelidir. Bu nedenle hümanistler sıklıkla nitel çalışmalara başvurmaktadır.

Veri toplama yöntemi olarak açık uçlu sorulara, yapılandırılmamış görüşemelere, vaka örneklerine başvurmaktan çekinmezler.

Fareler, maymunlar ve güvercinler gibi hayvanlarla yapılan deneylere fazla itibar edilmemesini salık verir hümanist psikoloji. Hayvanlarla yapılan deneylerin bilinçli karar verebilen, rasyonel düşünebilen ve dili kullanma yetisi olan insanları anlamak için yeterli olmadığı görüşündedir.

Bu aşamada şu ayrımı yapmamızda yarar var. Hümanist psikolojinin bilimsel metodolojiyi eleştirdiği dönemde davranışçılar sadece gözlemlenebilir davranışlara ve hayvanlarla yapılan deneylere yönelmiştiler. Bir zamanlar duygularla bilimsel olarak çalışılamayacağı görüşü vardı. Çok öznel olduklarına inanılıyordu. Oysaki günümüzde geliştirilen birçok mutluluk ölçekleri gibi gereçlerle duygularla da çalışılabilmektedir.

Hümanist psikoloji ve pozitif psikoloji 

Hümanist psikolojinin ortaya koyduğu değerleri Martin Seligman gibi öncüleri bulunan pozitif psikoloji akımı da büyük ölçüde benimsemiştir. Her ikisi de bireyin kaynaklarına ve pozitif özelliklerine odaklanılması gerektiğini savunmuştur. Hayatı yaşamaya değer kılanları araştırırlar.

Pozitif psikoloji kelimesini ilk kullanan kişi de Abraham Maslow’dur. Maslow’un 1954’te yayınlanan Motivation and Personality adlı kitabının son bölümünün adı Pozitif Psikoloji’ye Doğru “Toward a Positive Psychology’dir”

Fakat hümanist psikoloji pozitif psikoloji ile epistemolojik açıdan uyuşmamaktadır. Buna bağlı olarak kullanılan araştırma yöntemleri de farklılıklar göstermektedir. Hümanist psikoloji fenomenoloji ve diğer nitel çalışma yöntemlerine kucak açmışken, pozitif psikoloji büyük ölçüde nicel çalışma yöntemlerini kullanır.

Pozitif psikolojinin çalıştığı konularından bazıları şunlardır; mutluluk, iyi oluş, umutaffedicilikiyimserlik, yaratıcılık, yılmazlık, travma sonrası gelişim

İlginizi çekebilir: Pozitif Psikoloji nedir?Martin Seligman kimdir?


Hümanist psikolojiye yöneltilen eleştiriler nelerdir?

Hümanist psikoloji etkisini yitirmiştir.

Hümanist psikolojinin etkisini yitirdiği ve öldüğü iddia edilmektedir. Bunu doğru kabul etmek oldukça zor. Hümanist psikoloji kongreleri büyük ilgi görmektedir. APA‘nın birçok alt bölümü kapanır ya da küçülürken bu 32. Division olan hümanist psikoloji için geçerli değildir. Hümanist Psikoloji alanında yayın yapan The Journal of Humanistic Psychology (JHP) yıllar boyunca kalitesini ve ilgiyi korumuştur. Hem APA hem Sage yakın zamanlarda çok geniş kapsamlı Hümanist Psikoloji kitapları ortaya koydular. Yeni baskıları da ilgiyle okunmaktadır.

Pop psikoloji

Hümanist psikolojinin çalıştığı konuların bazıları altlarında yatan derin düşüncelerden arındırılıp basitleştirilerek pop psikolojinin konuları haline gelmiştir. Örneğin; pozitif düşünmenin gücü… Bu nedenle pop psikoloji ile karıştırılma haksızlığına uğramıştır. Oysaki kuruluşundan itibaren hümanist psikologlar bilimsel araştırmaların önemine vurgulamışlardır. Carl Rogers terapi seanslarını ilk defa kaydedip bilimsel olarak inceleyerek psikoterapi araştırmalarına çok büyük katkılarda bulunmuştur.

Pychedelic

Hümanist ve benötesi psikoloji insanı bütüncül bir anlayış ile değerlendirmiştir. Farklı deneyimlerini göz ardı etmemiştir. Fakat bu nedenle yanlış bir şekilde psychedelic ilaçlarlarla yaşanan deneyimler sanki hümanist psikolojin temel unsurlarından biriymiş gibi yansıtılmıştır.

Etkileşim grupları, hippiler

Gestalt terapi ile 60’lı yıllarda etkileşim (encounter) grupları düzenlenmiştir. Bu gruplar 60’lı yılların getirdiği farklı hippi topluluklarla özdeşleştirilmiştir. Bazı etkileşim gruplarında yaşanan toplum açısından uç örnekler olarak kabul edilen haraketlere indirgenmiştir hümanist psikoloji.

Hümanist terapistler danışanın son iki kelimesini tekrar etmekten başka bir şey yapmıyor.

Birey merkezli terapi hiçbir psikoterapi tekniği kullanmamakla suçlanır sıklıkla. Rogers danışanlara sadece kafa sallayıp “hmmm demek böyle hissediyorsunuz” diyen biri olarak lanse edilir. Birey merkezli terapi danışanın hastalığından ziyade kendisine, psikoterapi tekniklerden ziyade danışan ve terapist arasındaki ilişkiye odaklanmaktadır.

Terapist pasif değildir. Özellikle Rogers bu şekilde suçlanmıştır. Oysaki hümanist terapiler de danışan ve terapist gücü eşit şekilde paylaşırlar. Biri diğerine baskın değildir.

Peki o halde Rogers neden yansıtma tekniğini kullanmıştır. Rogers’a göre önemli olan analiz değil yansıtmadır (reflection). Danışanlar düşüncelerini farklı bir şekilde terapistten duymuş olurlar. Başkaları tarafından kendilerine sunulan düşünceler daha gerçekçi gelebilmektedir danışana.

Hümanist psikolojinin değerleri zamanla tüm psikolojinin değerleri haline gelmiştir.

Bir başka iddia ise şudur. Hümanist psikolojinin ortaya atmış olduğu değerler zamanla diğer terapi yöntemlerinin ve psikolojin genel anlamda her yanına dağılmıştır. Bu değerlerden bazıları şunlardır. Koşulsuz kabullenme, kendini gerçekleştirme, uyum (congruence), empati… Bunlar şüphesiz hümanist psikolojinin büyük armağanlarıdır. Kendisini hümanist olarak adlandırmayan birçok uzman tarafından da benimsenmiştir. Fakat böylelikle artık hümanist psikolojiye gerek kalmadığı iddiası kabul edilemez. Halen birçok terapi metodunda terapist uzman konumunda daha direktif ve daha güçlüdür ilişkide.

Hümanist psikolojiye yöneltilen diğer eleştiriler şunlardır;

  • Hümanist psikoloji biyolojik faktörleri görmezden geliyor.
  • Hümanist psikolojinin ortaya koyduğu kendini gerçekleştirmek gibi kavramları bilimsel olarak çalışmak oldukça güç.
  • Batı kültürünü yansıtıyor.
  • Bilinçaltı dinamiklerini reddediyor.
  • Belirli psikolojik hastalıkları tedaviye yönelik teknikleri bulunmuyor.

Hümanist psikoloji vaka incelemeleri

Carl Rogers ile Gloria: Seans transkripsiyonu ve çevirisi

Vaka analizi: Ders çalışma güçlükleri çeken öğrenci

Vaka incelemesi: İkircikli duygular

Süpervizyon vaka incelemesi: Belki de artık terapist olarak çalışmamalıyım.


Hümanist psikoloji – Tarihsel gelişimi

Hümanist psikolojinin kuruluşu

Hümanizm akımına dayanan hümanist psikolojinin kökeninde Sokrates’ten başlayarak, Rönesans ve Aydınlanma çağı filozoflarına kadar birçok isim sayılabilir. Fenomenolojinin ve varoluşçu felsefenin öncüleri olan Kierkegaard, Nietzsche, Heidegger, Merleau-Ponty ve Sartre’nin etkilerini görebilirsiniz. Ayrıca doğu felsefelerinin de katkısı olmuştur.

Hümanist psikoloji psikanalizin pesimistliğine tepki olarak doğmuştur. Yinede psikodinamik yaklaşımın da etkileri olmuştur. Carl Rogers psikanalitik eğitimden geçmiştir. Rogers ayrıca Otto Rank’ten büyük ölçüde etkilenmiştir. Maslow’un kendisi de Freud’dan faydalandığını dile getirmiştir. Hümanist yaklaşımın üzerinde etkili olan diğer psikodinamik yaklaşıma bağlı olan isimler Carl Gustav Jung ve Wilhelm Reich’tır.

1940 ve 1950’lerde hümanist psikolojinin önderleri yazmış oldukları eserlerle hümanist psikolojinin değerlerini tanıttılar. Abraham Maslow 1943 yılında ihtiyaçlar hiyerarşini ortaya koymuştur. Carl Rogers 1946 yılında yayınlanan Significant Aspect of Client-centered Therapy kitabı ile birey merkezli terapiyi tanıtmıştır.

1957 ve 1958 yıllarında Abraham Maslow ve Clark Moustakas’ın girişimiyle Detroitte uzmanlar bir araya geldiler. Başlıca amaçlarından biri hümanist bakış açısını yansıtan bir organizasyon kurmaktı.

Hümanist Psikoloji – Kuruluş Manifestosu

Hümanist Psikoloji Dergisinin (Journal of Humanist Psychology JPH) editörleri James Bugental ve Tom Greening hümanist psikolojinin ana prensiplerini beş maddede özetlemişlerdir.

  1. İnsan parçalarının toplamına indirgenemez. Parça işlevlerinin bilimsel incelenmesiyle anlaşılmaz.
  2. İnsan biriciktir. Kişiler arası yaşantıları görmezden gelinemez.
  3. İnsan bir fark ediliştir. İnsanın sürekli ve çok katmanlı olan kendini fark edişini kabul etmeyen bir psikoloji onu anlayamaz.
  4. İnsan seçim yapar. Varoluşunu izleyen bir seyirci olmayıp kendi yaşantısını kendisi kurar.
  5. İnsan bir amaçlılıktır. Geleceğe dönüktür. Amaca değerlere ve anlama sahiptir.

Hümanist psikoloji – 60’lı ve 70’li yıllar

Amerikada 50’lerde başlayarak 60 ve 70’lerde yaygınlık kazanmıştır hümanist psikoloji ve ona bağlı olarak gelişen hümanist terapiler.

Hümanist yaklaşım ortaya atıldığında yaygın olan iki kuram bulunmaktaydı. Bunlardan ilki birinci yaklaşım olarak da anılan psikodinamik yaklaşım idi. Freud’un öne attığı psikodinamik kuram bireyin davranışlarını bilinç dışında yatan dürtülere atfetmiştir. Bu nedenle bilinç dışına, geçmişine odaklanmamız gerektiğini savunmuştur. Psikolojik hastalıkların aşılabilmesi için bilinç dışında yatanları yüzeye çıkararak çalışılması gerektiğini iddia etmişlerdir. Bu bağlamda psikodinamik yaklaşım belirlenimcidir (determinist). Bireyin özellikle çocukluk yıllarında bakıcılarıyla kurmuş olduğu ilişkinin psiko-sosyal gelişiminde büyük rol oynadığını iddia etmektedir.

Psikoterapide ikinci güç olarak bilişsel davranışçı terapi anılmaktadır. Klasik ve edinimsel koşullanma deneyleriyle tanınan davranışçı kuramdan elde edinilen içgörülerle davranışçı terapi ortaya çıkmıştır. Zamanla davranışçı kuramdan oldukça farklı olan bilişsel psikoloji ile birleşerek bilişsel davranışçı terapi adını almıştır. Davranışçı kuramı savunanlar bireyin gözlemlenebilir davranışlarına odaklanmamız gerektiğini savunmuştur. Hümanist psikologlar ise bireyin iç dünyalarında ki tecrübelerinin önemini vurgulamıştır.

!!! Kimi kaynaklarda birinci akım olarak bilişsel davranışçılar, ikinci akım olarak psikodinamik zikredilmektedir.

Hümanist psikoloji diğer terapi yöntemlerinin eksikliklerine karşı bir isyan olarak ortaya çıkmıştır. Maslow’un ortaya attığı gibi üçüncü güç olarak anılmaya başlanmıştır. Her ne kadar tepki olarak çıkmışsa da, tepki göstermenin çok ötesindedir ortaya koyduğu bakış açılarıyla.

1961 yılında The Journal of Humanistic (JHP) Abraham Maslow ve Anthony Sutich tarafından kurulmuştur. 1962 yılında The Association for Humanistic Psychology  (AHP) -Hümanist Psikoloji Derneği- Amerikada kurulmuştur.

70’li ve 80’li yıllarda hümanist psikolojiden elde edilen içgörülerin sosyal değişim için nasıl kullanılabileceği tartışılmıştır. Örneğin;

  • Yükselen teknoloji ve tüketim kültüründe insanın yeri ne olmalı?
  • Sosyal ve duygusal kabiliyetler topluma nasıl kazandırılmalı?
  • Daha sağlıklı bir toplum haline nasıl gelinir?

Hümanist psikolojinin etkisi 70’lerin sonlarından başlayarak 2000’li yıllara kadar önceki büyük etkisini yitirmeye başlamıştır.

Hümanist Psikolojinin etkisi 80’li ve 90’lı yıllarda neden azalmıştır?

1980’lerde ve 90’larda hümanist psikolojinin etkisini yitirmesinde farklı nedenler rol oynamıştır.

Tıp modeli bu yıllarda güçlenmiştir. Psikofarmakolojik ilaçların yaygınlaşmasıyla her derde deva olabilecekleri algısı ortaya çıkmıştır.

Aynı yıllarda bilişsel psikoloji de etkisini artırmıştır. Buna bağlı olarak bilişsel davranışçı terapi (BDT) saygınlık kazanmıştır. Terapi uygulamaları çok daha geniş olan psikoloji bilimi üzerinde oldukça etkili olmuştur. BDT’nin sigortalar tarafından kısa sürdüğü için tercih edilmiş olması da bunda etkili olmuştur.

2000 – Hümanist Psikolojinin Rönesansı 

2000’den sonrası için Hümanist Psikolojinin Rönesansı denmiştir. Hümanist psikolojinin tekrar canlanmasında rol oynayan faktörlerden biri 2007’den beri yıllık konferansların düzenlenmesidir. APA’nın 32. Divison’ı olarak anılan Hümanist Psikoloji Topluluğu uzun yıllar boyunca sayısını artırarak devam etmiştir.

Terapide ortak faktörlerin başarıya götürdüğünün iyice anlaşılmış olmasının bunda etkisi olmuştur. Rogers ve diğerlerinin yapmış oldukları psikoterapi araştırmaları ile terapi metodlarını birbirinden farklı değil ortak kılan özelliklerin başarıya götürdüğü anlaşılmıştır. Bu faktörlerden bazıları şunlardır; empati ortamı, umut, terapistin ve danışanın inancı.

Hümanist psikolojinin çalıştığı konulardan biri olan yaratıcılık inovasyonun önemli hale gelmesiyle giderek çalışanlar arasında daha çok aranan bir özellik olmuştur.

Hümanist psikoloji – Kaynaklar

Göka, E. (2009). Varoluşçu Psikoterapi. Türkiye Klinikleri Psikiyatri Dergisi, Psikoterapiler Özel Sayısı. 2(2), 77-83.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Lütfen buraya adınızı yazın.