Bilişsel davranışçı terapi özellikle Amerika’da sıklıkla uygulanan bir terapi yöntemidir. Amerikanın etkisiyle tüm dünyaya hızla yayılıyor.

Birşeyleri nasıl gördüğünü değiştir ve gördüğün şeyler değişmeye başlasın.

Psikoterapi alanında ikinci dünya savaşı sonlarında 1950’lerde hız kazanmıştır. Kendisinden önce gelen birinci yaklaşım da denilen psikodinamik yaklaşıma kıyasla daha bilimsel olma ve optimist olma iddiasındadır.

Böylelikle bilişsel davranışçı terapi yöntemi terapi yöntemleri arasında ikinci yaklaşım / yol olarak da anılır. Kendisini üçüncü psikoterapi akımı olan hümanist yaklaşım takip etmiştir. Zamanla bireyin çevresiyle olan ilişkilerinin ruh sağlığı üzerindeki önemine vurgu yapan sistemik aile terapisi ve diğer post-modern terapi yaklaşımları ortaya çıkmıştır.

Davranışçı kuram

Davranışçı terapi davranışçı kuramdan doğmuştur. Davranışçı kuram gözlemlenebilir olan insan davranışlarına odaklanır.

Davranışçı terapiye göre insanın duygularını ve düşüncelerini değiştirmenin en iyi yolu onların davranışlarını değiştirmektir. Bu nedenle davranış değişikliğini hedefleyen adımlar atarlar.

Davranışçı kuramda amaç bireyi daha pozitif ve sosyal olarak pekiştirecek olan aktivitelere katılması için teşvik etmektir.

Davranışçı kuram psikodinamik yaklaşımların tamamiyle aksi bir tutum içindedir. Var olan psikolojik hastalıkların ya da rahatsız eden davranışların psikolojik kökenlerini araştırmaz.

Davranışçı kurama göre duygular insanları anlamak için önem arz etmemektedir. İnsanlar ne davranışta bulunuyorlarsa odurlar. Bilimsel olarak çalışılması gereken sadece doğrudan gözlemlenebilir insan davranışlarıdır. Psikolojik rahatsızlıklarla baş etmenin tek yolu davranışları değiştirmeye çalışmaktır.

İnsan davranışlarının gözlemlenebilir oluşu nedeniyle, davranışlar üzerinde araştırmalar ve ölçümler yapmak daha kolaydır.

İnsanların özgür iradesinin bir illüzyondan ibaret olduğunu savunur davranışçı kuram. Önemli olan yapmış oldukları davranışların sonuçlarıdır.

Klasik davranışçı anlayış uyarıcı-tepki denklemine dayanır. Bilişsel davranışçı terapi ise uyarıcı-düşünce-tepki denklemini öngörür. Pavlov’un köpekleri her yemekle ilişkilendirdikleri zil sesini duyduklarında tepki vermektedir. İnsanlar ise yaşamlarında çok acıkmalarına ve hoş kokular gelmesine rağmen diyette oldukları için yiyecekleri geri çevirebilir.

Davranışçı kuramın ilkeleri

John Watson 1913 yılında davranışçı kuramın manifestosunu açıklayarak davranışçı terapinin temellerini de atmıştır. Bu manifesto ile davranışçı kuramın ilkeleri ortaya konmuştur.

  • İnsan davranışları ile hayvan davranışları arasında ayrım göz edilmez.
  • Bireyin öznel iç dünyasından ziyade, gözlemlenebilir ve objektif olan davranışları önemlidir.
  • Duygular sadece fiziksel tepkilerdir.
  • İnsanlarda doğuştan korku, sevgi ve öfke duyguları bulunmaktadır. Doğuştan olan korku yüksek seslere ve fiziksel desteğin kaybolacağına dair olan korkulardır.
  • Doğuştan gelmeyen korkular Küçük Albert deneyinde görüldüğü gibi öğrenilmiş korkulardır. Öfke bebeğin hareketleri kısıtlandığında verdiği tepkidir. Sevgi ise bebeğin annesine duyduğu gibi okşanınca verdiği tepkidir.
  • Psikoloji tamamiyle objektif ve gözleme dayalı bir bilim dalıdır.

Davranışçı kuramın gözleme dayılı oluşuyla ilgili şu fıkra anlatılır.

İki davranışçı birbirlerini sokakta görürler. Biri diğerine şöyle der: Sen kendini iyi hissediyorsun, peki ya ben nasıl hissediyorum?


Davranışçı kurama eleştiriler

Davranışçı kuramın geçerliliği iki farklı alanda ciddi şekilde sınanmıştır.

Noam Chomsky pekiştireç ve koşullanmalar ile her şeyi öğrenmenin davranışçı kuramın iddia ettiği gibi mümkün olmadığını öne sürmüştür. Bu iddalarını özellikle de çocukların konuşmayı öğrenme yetisine dayandırmıştır. Daha önce hiç duymadığımız bir cümleyi anlayabilir ve oluşturabiliriz.

Davranışçı kuram insanların sadece  gözlemlenebilir olan davranışlarına odaklanmamız gerektiğini öngörüyordu. Diğer metodların öznel olduğu görüşü özellikle bilişsel ve nöropsikoloji alanında geliştirilen metotlarla birlikte geçerliliğini yitirmiştir.

İlginizi çekebilir: Davranışçı terapi teknikleri

Bilişsel davranışçı terapi

Bilişsel davranışçı terapi “klasik koşullanma, edinimsel koşullanma, fonksiyonel analizlerin klinik formülleri ve klinik vakalar ile yoğrulmasıyla ortaya çıkmıştır.” (Pennington, 2013 s.12).

60’larda ve 70’lerde popülerlik kazanan bilişsel psikoloji davranışçı terapiye entegre olmuş, bilişsel davranışçı terapi adını almıştır. Bu iki teori “davranışçı ve bilişsel” birbirlerinden çok farklı olmalarına rağmen klinik uygulamalarda birbirlerini tamamlamıştır.

Bilişsel davranışçı terapinin amacı negatif düşüncelerimizi tespit etmek, duygularımızı nasıl etkilediklerinin farkına varmak ve onları daha faydalı olanlarla değiştirmektir.

Bilişsel davranışçı terapiye göre neden duygusal ve ruhsal sorunlar yaşarız?

Bilişsel davranışçı terapi yaklaşımına göre birey özünde kendi problemlerini aşabilecek kapasiteye sahiptir. Fakat akıllıca davranmak yerine kendilerine ne kadar zararlı olduğunu farketmedikleri davranışlarda bulunurlar. Olumsuz düşünceleri kafalarında döndürüp dururlar. Durumlarını fark etseler bile değişik onlar için yararlı olmayan düşüncelerle ket vururlar.

Psikolojik hastalıklara yakalanma nedenimiz olumsuz düşüncelerimizdir. Olaylara karşı tutumumuz, yaşamış olduklarımızdan daha önemlidir. Yanlış olan negatif düşünceler kendimiz, çevremiz ya da yaşanılan durum hakkında olabilir. Negatif bakış açılarımız ve düşüncelerimiz duygularımızı etkileyerek duygusal sorunlar yaşamamıza sebep olurlar.

Bilişsel davranışçı terapi amaçlar

Bilişsel davranışçı terapi düşünceleri kontrol ederek duyguları yönetebilmeyi hedefler. Kabul ve kararlılık terapisi BDT’nin katı “yanlış düşünceleri değiştirme” tutumunu yumuşatmıştır.

Bilişsel davranışçı terapi yaklaşımı içerisinde farklı terapi metodları zamanla doğmuştur. Bunlar aynı terapi kökeninden gelen vurguları farklı olan terapilerdir. Bazıları; 

  • Akılcı Duygusalcı Davranışçı Terapi (Albert Ellis)
    • Sonraki yıllarda Düşünsel Duygulanımcı Davranışçı Terapi de demiştir.
  • Diyalektik Davranış Terapi (Marsha Linehan)
  • Şema terapi (Dr. Jeff Young)
  • Sosyal bilişsel kuram (Sistematik Duyarsızlaştırma Tekniği) Albert Bandura
  • Farkındalık odaklı Bilişsel Davranışçı Terapi
  • Kabul ve Kararlılık Terapisi (Steven C. Hayes)
  • Ahlaki düzenleme terapisi -Moral Reconation Therapy- (Gregory Little ve Kenneth Robinson)

Bilişsel davranışçı terapinin faydalı olduğu psikolojik hastalıklar

  • Depresyon
  • Fobiler
  • Kaygı bozuklukları
  • Madde bağımlılıkları
  • Çocuklarla ilgili davranış değişiklikleri
  • Post travmatik stres bozukluğu
  • İki uçlu duygudurum bozukluğu
  • Yeme bozuklukları
  • Takıntılı hastalıklar
  • Vücut / beden dismorfik bozukluğu

Bilişsel davranışçı terapinin doğuşunda özellikle depresyon ve fobilerle olan hastalarla yapılan çalışmalar yatmaktadır.

Bilişsel davranışçı terapiye yöneltilen eleştiriler

Etkileri uzun vadeli değil.

Psikanalistler bilişsel davranışçı terapinin uzun vadede etkili olamayacağını iddia etmektedir. Bilişsel davranışçı terapinin hastalık belirtilerini ortadan kaldırdığını fakat altında yatan iç dinamikleri göz ardı etmekte olduğunu öne sürmektedir. Ortadan kalkmayan iç çatışmalar, bastırılmış duygular farklı bir belirti ile yüzeye çıkabilirler bu görüşe göre.

İnsancıl değil mekanik

Hümanist yaklaşımı savunanlar, bilişsel davranışçı terapi tekniklerini oldukça mekanik bulur.

Her danışan için uygun değil

Etkinliği birçok psikolojik hastalığın tedavisinde (fobiler, depresyon…) kanıtlanmış olmakla birlikte, bazılarında gösterememiştir.

Bilişsel davranışçı terapi uygulamalarında danışanın oldukça aktif olması beklenir. Her danışan özellikle de akut durumda olan hastalar buna hazır olmayabilir.

Bilişsel davranışçı terapi tekniklerinden günlük tutma gibi beceriler için eğitimli olmak gerekir. Örneğin; okuma yazması olmayan danışanlara uygulanamaz.

Ağır travmaları olanlar psikodinamik yaklaşım için daha uygun olabilir.

Bilişsel davranışçı terapi tekniklerinin bazıları okuma yazma bilmeyen ya da eğitim seviyeleri düşük olanlar için güç olabilir. Örneğin;  günlük tutma, düşünceler hakkında yorumlar yapma.

Kendisini sözlü olarak ifade etmekte zorlanan, özfarkındalıkları düşük (duygularının ve düşüncelerinin çok farkında olmayan) danışanlar bilişsel davranışçı terapide zorlanabilirler.

İç görü kazanmak isteyen danışanlar için diğer terapi yöntemleri daha uygun olacaktır.

Varoluşsal krizler yaşayanlar. Kimi danışanlar kendilerini kötü hissettiklerine dair tuhaf duygular içindedirler. Yaşamlarının amacını sorgularlar. Fakat belirli bir psikolojik hastalık belirtisi göstermezler. Bu tarz somut olmayan problemler bilişsel davranışçı terapi uygulayan psikoterapistleri zorlayabilir.

İlginizi çekebilir: Bilişsel davranışçı terapi teknikleri

Farkındalık temelli bilişsel davranışçı terapi 

Farkındalık temelli bilişsel davranışçı terapi yerine farkındalık terapisi de denir. Son yirmi yılda oldukça popüler hala gelmiş bir metoddur. 3. kuşak BDT olarak da bilir.

Farkındalık terapisinin amacı. Farkındalık terapisi teknikleri psikolojik hastalıkların getirdiği belirtileri azaltmayı, stresle başa çıkabilmeyi ve olumlu değişikliklerin kalıcı olmasını hedefler.

Farkındalık terapisi uzun sürede yardımcı olur. Farkındalık temelli bilişsel davranışçı terapi tekniklerini düzenli uygulamak gerekmektedir. Zamanla içgörü ve duygusal iyileşme gerçekleştirmeyi, böylelikle kalıcılığı hedeflemektedir.

Farkındalık terapisi emek gerektirir. Farkındalık terapisinde amaca ulaşmak için danışanın zaman ayırması, motivasyonun yüksek olması ve düzenli olarak alıştırmalar yapması gerekmektedir.

Farkındalık terapisinde danışandan her gün düzenli olarak farkındalık egzersizleri yapması istenir. Böylelikle danışan seansların dışında da aktif olmuş olur.

Farkındalık terapisinin faydaları

Stresle baş etme

Fiziksel sorunlarla baş etme. Fiziksel ağrılarla baş etmek vb.

Tekrarlayan psikolojik hastalıklar. Farkındalık terapisi tekrarlayan psikolojik hastalıkların üstesinden gelmede yardımcı olabilir. Yalnızca bilişsel davranışçı terapi uygulanarak olumlu bir sonuç alınmış olabilir. Fakat kişi yeniden stresli bir durumla karşılaşınca tekrar eski yanlış ve uyumunu engelleyen davranışlara geri dönebilir. Farkındalık terapisi uygulandığında ise birey kolaylıkla düşüncelerinin ne yöne doğru kaydığını fark edebilir ve istediği yöne odaklanabilir.

Baş etme. Farkındalık terapisi tekniklerini öğrenen danışan içinde bulunduğu çok baskıcı farklı durumlarla karşılaştığında uygulayabileceği bir kaynağa sahip olmuş olur.

Bilişsel davranışçı kuramın kurucuları

Birinci kuşak davranışçı kuramın öncüleri

  • Teodoro J. Ayllon (1929–)
  • Nathan h. Azrin (1930–2013) O.h. Mowrer (1907–1982)
  • W.M. Mowrer (1907–1979)
  • Ivan P. Pavlov (1849–1936)
  • B.F. Skinner (1904–1990)
  • Edward L. Thorndike (1874–1949)
  • J.B. Watson (1878–1958)
  • Joseph Wolpe (1915–1997)

İkinci kuşak bilişsel davranışçı terapinin öncüleri

  • Albert Bandura (1925–)
  • Aaron T. Beck (1921–)
  • Thomas J. D’Zurilla (1938–)
  • Albert Ellis (1913–2007)
  • Marvin R. Goldfried (1936–)
  • George Kelly (1905–1967)
  • Donald H. Meichenbaum (1940–)
  • Julian B. Rotter (1916–2014)
  • George Spivack (1927–)

Üçüncü kuşak bilişsel davranışçı terapinin öncüleri

  • Steven C. Hayes (1948–)
  • Jon Kabat-Zinn (1944–)
  • Marsha M. Linehan (1943–)

Ivan Pavlov

Pavlov (1849 – 1936) Almanya’ da eğitim almış Rus bir fizyologdu. Davranışçı terapinin temelinde Ivan Pavlov tarafından ilk taşları atılan davranışçı kuram yatar. Pavlov meşhur sindirim sistemi üzerine yaptığı deneylerde köpeklerle çalışırken klasik koşullanmayı gözlemlemiştir.

Pavlov’un klasik koşullanmayı buluşu

Köpeklere yiyecek sunularak onlarda oluşan tükürük salgısı hesaplanıyordu. Köpeklere yiyecek sunumundan önce bir zil sesi duyuluyordu. Başlangıçta yiyeceğin sunulmasıyla birlikte ağız salgısı başlayan köpeklerin bir süre sonra tükrük salgılaması için zil sesi yeterli gelmeye başlamıştır.

Köpekler zil sesi ile yiyecek arasındaki ilişkiye koşullanarak zil sesiyle birlikte ağız salgısına istem dışı olarak başlamıştır. Pavlov bu çıkarımlarını otomatik öğrenme yöntemi olarak adlandırmıştır.

Doğruları yalnızca bir kayıt cihazı gibi kaydetmeyin. Onların kökenlerindeki gizeme inmeye çalışın. – Ivan Pavlov

John Watson

John Watson (1875-1958) Amerikalı psikolog ve davranışçı kuramın öncülerindendir. Watson, Pavlov’un klasik koşullanma ile ilgili gözlemlerini başlangıçta reddetmiştir. Buna rağmen ileriki yıllarda genişleterek ve basitleştirerek dünyaca duyulmasını sağlamıştır.

John Watson’un kariyeri. Watson kariyeri boyunca hayvan davranışları, çocuk gelişimi ve reklamcılık üzerine araştırmalar yapmıştır. Maalesef özellikle fobilerin öğrenimi konusunda yaptığı Küçük Albert deneyi ile kötü bir şekilde ünlenmiştir. Deneysel psikoloji yoluyla psikolojinin daha bilimsel hala gelmesi için çalışmıştır.

Watson’a göre bir çocuğun gelişiminde doğuştan gelen kalıtsal özelliklerinden ziyade içinde yetiştiği çevre önem arz etmektedir.

Bana bir düzine sağlıklı, iyi görünümlü bebek verin. Benim istediğim şekilde yetiştirmeme izin verin. Siz içinden tesadüfü olarak herhangi bir tanesini seçin. Kabiliyetlerine, meyillerine, yeteneklerine ve geldiği ırk kökenlerine bakmaksızın, istediğim her hangi bir uzman yapabilirim ondan. Doktor, avukat, sanatçı, tüccar ve evet hatta dilenci, hırsız. – John Watson

Burrhus Frederic Skinner

Burrhus Skinner (1904 -1990) Amerikalı psikolog, yazar ve sosyal felsefecidir.

Burrhus Skinner’ın kariyeri. Skinner 1920’li yıllara gelindiğinde klasik koşullanma teorileri ile ilgili hayvanlarla deneyler yapmak için düzenek geliştirmiştir. Bu düzenek Skinner kutusu olarak anılır.

B. F. Skinner yapmış olduğu deneyler neticesinde edinimsel koşullanma teorilerini ortaya atmıştır.

Skinner’a yöneltilen eleştiriler. İleriki yıllarda Skinner’ın insanın doğuştan gelen potansiyelini görmezden gelen bakış açısı uzmanlar tarafından eleştirilmiştir. Eleştirenler arasında meşhur dil bilimci Noam Chomsky’de bulunmaktadır.

B.F. Skinner’ ın ortaya attığı görüşler

Yok olma. Ödüllendirilmeyen veya cezalandırılan davranışın tekrarlanma şansı düşüktür.

Davranış sonuç ilişkisi. Bireylerin davranışlarını, yapmış oldukları davranışın ortaya çıkarmış olduğu sonuçlar belirlemektedir.

Pekiştirme. Eğer kişinin davranışı ödüllendiriliyorsa yapmaya devam eder.

Pekiştireçlerin sıklığı ve miktarı oldukça önemli bir rol oynamaktadır. Bireyin yaptığı davranışla ona verilen karşılık arasında bir bağ olduğunu fark etmesi gerekmektedir.

Skinner’a göre özgür irade bir illüzyondur.

Bütün meselenin insanı nasıl özgürleştirmek gerektiği olduğunu varsaymak bir hatadır. Mesele onun kontrol edilme şekillerini geliştirebilmemizdir. – B.F. Skinner

Joseph Wolpe (1915–1997)

Güney Afrikalı bir psikiyatrist olan Joseph Wolpe karşıt koşullanmayı bulmuştur. Karşıt koşullanma özellikle fobilerin tedavisinde kullanılmıştır. Danışan öncelikle rahatlatıldıktan sonra, kendisine korku veren şeyi düşünmesi istenir. Giderek korku veren nesne uzak bir mesafeden yaklaştırılır.

Hans J. Eysenck

60’lı yıllarda Skinner ve Watson’ın Amerika’da yapmış oldukları bilimsel deneyleri İngiltere’de klinik alanlara taşımıştır.

Eysenck psikodinamik yaklaşımlar yerine, ruhsal hastalıkların tedavisinde davranışlarla ilgili yapılmış olan deneylerden yola çıkmıştır. Eysenck’e göre davranış problemleri, bireyin kişilik, çevre ve davranışları arasındaki ilişkiden kaynaklanmaktadır.

Teodoro J. Ayllon

Ayllon edinimsel koşullanma prensiplerini psikiyatride ve özel ihtiyaçları olan bireylerde uyguluyordu. Hastaların bir kısmının kendilerine daha iyi bakmaları için dikkatli bir şekilde belirli aralıklarla pekiştireçler uyguladılar. Bu sistemin daha pratik bir şekilde uygulanabilmesi için jeton ekonomisini geliştirmiştir. Jeton ekonomisi pozitif pekiştireç prensibine dayanır. Hasta olumlu davranışları için daha sonra farklı şekillerde kullanabileceği jetonlar kazanmıştır. Her ne kadar hastaların hastane içerisindeki davranışları olumlu yönde gelişse de, diğer ortamlarda aktarımları oldukça kısıtlı olmuştur.

Albert Bandura (1925–)

Sosyal öğrenme teorisiyle tanınır. Birinci kuşak davranışçıların aksine yalnızca kendileri deneyimleyerek değil, başkalarını gözlemleyerek de birçok şeyi öğrendiklerini öne sürmüştür. Görerek öğrenme süreci üzerinde birçok faktör etkili olmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır; modele duyulan duygusal yakınlık, gözlem sırasında odaklanma, hatırlama, motivasyon…

Bandura insanların yazgılarını değiştirebileceklerine inanmıştır.

Albert Ellis

Albert Ellis (1913 – 2007) psikodinamik alanda yetişmiştir. Klasik filozoflara yoğun ilgi duymuş, geliştirdiği terapi metoduna taşımıştır. Adlerin kuramından etkilenerek akılcı duygusal davranışçı terapinin kuruluşuna öncülük etmiştir. Ellis’in A-B-C modeline göre davranış, düşünce ve duygular birbirlerini etkilerler. Yapıcı olmayan düşünceler değiştirilerek, duygularla daha iyi baş edilebilir ve davranış değişiklikleri gerçekleşebilir.

Ellis’e göre bize ket vuran üç şartlanma bulunmaktadır.

  1. İyi olmalıyım. (Mükemmeliyetçilik)
  2. Bana iyi davranmalılar.
  3. Dünya kolay olmalı. (İstediğim her şeyi istediğim zamanda bana vermeli.)

Akılcı duygusal davranışçı terapide uzman danışanın öne çıkan akılcı olmayan düşüncelerini sorgular.

Psikanalizin yeterince etkili olmadığını iddia etmiştir. Ellis’e göre Freud’un savunduğu gibi insanın üzerinde düşünceleri ve davranışlarını etkileyen güçler bulunmaktadır. Fakat Freud’un aksine bunların bilinç dışından kaynaklanmadığını, bireyin görüşlerinin direkt olarak etkilediğini öne sürmüştür .

İnandığımız üç öngörü bizi geride bırakıyor. İyi olmalıyım. Bana iyi davranmalısın. Dünya kolay olmalı. – Albert Ellis

Aaron Beck

Psikanalist olan Aaron Beck (1921) danışanlarıyla çalışırken serbest çağrışım metodunu kullanmaktaydı. Bu uygulamalarında düşüncelerinin Freud’un öngördüğü gibi bilinç dışını yansıtmadığını gözlemlemiştir.

Beck’e göre insanların düşünceleri duygusal ıstıraplarına neden olmaktadır. Böylelikle bireylerin adaptasyonlarını zorlaştıran yanlış düşüncelerini değiştirmenin daha başarılı sonuçlar verebileceğini iddia etmiştir. Beck bu düşüncelere otomatik düşünceler adını vermiştir. Bilişsel terapinin tekniklerinin yanında davranış terapisi tekniklerini de bir arada kullanmıştır.

Beck’in yaklaşımının Ellis’in yönteminden farkı şudur. Ellis direkt olarak ana temel düşünceleri değiştirmeye çaba gösterirken, Beck daha yüzeysel olan otomatik düşünceleri değiştirerek işe başlamaktadır.

Güçlü kişi en fazla ses çıkaran değildir. Sessiz bir şekilde konuşarak, sorunlarını tespit eden ve çözebilecek yöne çevirendir. – Aaron T. Beck

Terapi etkinlikleri

Hazırladığım farklı etkinliklerinin (.pdf) olarak çıktılarını alabilirsiniz. Bir çoğu çocuk terapisi ya da çocuk ve ergenlerle grup terapisi uygulamalarında kullanılabilirler.

Bilişsel davranışçı terapi – Türkçe bilimsel dergiler

Bilişsel Davranışçı Psikoterapi ve Araştırmalar Dergisi [Journal of Cognitive and Behavioral Psychotherapy and Research]. Editörlüğünü M. Hakan Türkçapar’ın yaptığı dergi 2003 yılından beri yılda üç defa Türkçe ve İngilizce makaleler yayınlanmaktadır. Deneysel çalışmalar, vaka incelemeleri ve betimsel çalışmalar dergi tarafından kabul edilmektedir.

Bilişsel davranışçı terapi dernekleri

a) Ulusal bilişsel davranışçı terapi dernekleri 

  • Bilişsel Davranışçı Psikoterapiler Derneği (BDPD)
  • Kognitif ve Davranış Terapileri Derneği (KDTD)

b) Uluslararası bilişsel davranışçı terapi dernekleri 

Bilişsel davranışçı terapi – Kaynak kitaplar 

Bilişsel davranışçı terapi alanında psikodinamik yaklaşım kadar çok sayıda Türkçe kaynak bulunmamakla birlikte giderek sayıları artmaktadır.

Türkçe özgün kaynaklar

Kaban, A. K. (2015). Film Terapi: Nobel Yayın.

Köroğlu, E. (2009). Bilişsel davranışçı psikoterapiler: HYB.

Köroğlu, E. (2012). Düşünsel duygulanımcı davranış terapisi ilkeleri [Rational emotive behavior therapy]: HYB.

Köroğlu, E. (2009). Bilişsel davranışçı psikoterapiler: HYB.

Köroğlu, E. (2012). Düşünsel duygulanımcı davraniış terapisi ilkeler [Rational emotive behavior therapy]: HYB.

Özen, Y. (2015). Çocuklarda bilişsel davranış psikolojisi: Yason Yayıncılık.

Türkçapar, M. H. (2013). Bilişsel terapi, temel ilkeler ve uygulama: HYB.

Bilişsel davranışçı terapi tercüme eserler

Beck, A. T. (2008a). Bilişsel terapi ve duygusal bozukluklar [Cognitive therapy and the emotional disorders]: Litera.

Beck, A. T. (2008b). Kişilik bozukluklarinin bilişsel terapisi [Cognitive therapy of personality disorders] (Ö. Yalçın & E. N. Akçay, Çev.): Litera.

Beck, A. T. (2011). Anksiyet bozuklukları ve fobi̇ler [Anxiety disorders and phobias, a cognitive perspective] (V. Öztürk, Çev.): Litera.

Goldstein, E. B. (2013). Bilişsel Psikoloji [Cognitive Psychology] (O. Gündüz, Çev.): Kaknüs.

Leahy, R. L. Bilişsel terapi yöntemleri (H. Türkçapar & E. Köroğlu Ed.): HYB.

Leahy, R. L. (2004). Bilişsel terapi ve uygulamaları (F. Özpilavcı, H. Hacak, & M. Macit, Çev.): Litera.

Leahy, R. L. (2010). Bilişsel terapi direnci aşılması [Overcoming resistance in cognitive therapy]: Litera.

Malkinson, R. (2009). Bilişsel yas terapisi: HYB.

Reinecke, M. A., Dattilio, F. M., & Freeman, A. (2015). Çocuklar ve ergenlerle bilişsel terapi. Klinik uygulamalar içi vaka kitabı [Cognitive therapy with children and adolescents, second edition: A casebook for clinical practice]: Litera.

Tarrier, N., & TaylorandFrancis. (2015). Bilişsel Davranışçı Terapide Vaka Formülasyonu (E. Şenol, M. Durak, & U. K. Durak, Çev. E. Ş. Durak, M. Durak, & U. Kocatepe Ed.): Nobel Yayın.

Whisman, M. A. (2010). Depresyonun uyarlamalı bilişsel terapisi [Adapting cognitive therapy for depression] (M. Macit, Çev.): Litera.

Bilişsel davranışçı terapi –  Kaynakça

Pennington, A. (2013).  Danışmanlık ve psikoterapi yaklaşımları öğrenci kılavuzu. London: SAGE.

Bilişsel davranışçı terapi hakkında eklemek istedikleriniz varsa lütfen paylaşın.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Lütfen buraya adınızı yazın.